
1. DÖNEM RAPORU
VE HEDEFLER
Yeni Dönem:
GILWELL TÜRKİYE’NİN ROTASI
2021’den bu yana tescilli bir marka olarak faaliyetlerini sürdüren GILWELL TÜRKİYE yeni yönetimini seçti ve “uzun, dikenli, taşlı yol”da gerçekleştirdiği koşusuna taze ve dopdolu bir enerjiyle yeniden koyuldu.
“Yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” diye bir deyim vardır ya hani, galiba en çok da GILWELL TÜRKİYE’ye yakışıyor.
Neler mi yaptık geçen dört yıllık süre zarfında?
Öncelikle dünyaya baktık!
ÇEVİRİ BÜROSU
Üzülerek söylemek zorundayız ki, Türkiye İzciliği GILWELL TÜRKİYE harekete geçene kadar kafasını kuma sokmuş gibiydi.
Elli yıl önce İzciliğe emek vermiş değerli büyüklerimiz tarafından Türkçe’ye kazandırılmış metinlerle, Türkiye İzciliği “idare edilmeye” çalışılıyordu.
GILWELL TÜRKİYE olarak, İzcilikle ilgili Türkçe’ye on sekiz eser kazandırdık. Kitap ve broşür formatındaki bu eserleri, kurduğumuz “çeviri gurubu”yla imece usulü çevirdik.
Neden mi yaptık bunu?
Türkiye İzcileri, neredeyse yarım yüz yıldır, ne yazık ki “sermaye”yi tüketmekle meşguldü. Oysa geçen süre zarfında köprülerin altından çok su aktı. Dünya o tarihten bu yana birkaç kez yeniden kuruldu.
Birkaç örnekle zihninizi açmaya çalışalım:
İNGİLTERE VE ABD’DE NE OLDU?
Hepimiz gençliğin dinamik bir toplum katmanı olduğunu biliyoruz. Yenilenen dünyadaki değişimleri en çabuk yakalayan kuşkusuz gençler.
İzcilik de bir gençlik hareketi. Üstelik dünyanın en büyük gençlik hareketi!
Mesela, gelişmiş dünyanın neredeyse her yerinde, İzcilik kuruluşları “digital devrim”in ne anlama geldiğini derhal kavradılar. Bu önemli toplumsal kırılmanın gençliği nasıl etkileyeceğinin ayrımına derhal vardılar ve kendilerine bu doğrultuda yepyeni bir rota çizdiler:
Programlarına “digital teknolojileri” dahil ettiler!
Bu sadece bir örnek!
Kuşkusuz sadece “digital devrim” gerçekleşmedi geçen yarım yüz yıl içinde.
Yine mesela “ayrımcılık” neredeyse tarihin çöplüğüne atıldı. Artık dünyanın gelişmiş coğrafyalarında din, dil, ırk, cinsiyet, mezhep ayrımcılıkları ayıp sayılıyor.
Önce İngiltere, şimdi de ABD, kız ve erkek İzciliklerini ayrı düşünmekten vazgeçti mesela.
İngilizler artık “Scouts” diyorlar kendilerine. “Boy Scout” ve “Girl Guide” kavramları, çok küçük muhafazakâr çevreler dışında artık kullanılmıyor gibi.
Dünyanın hem sayısal olarak en büyük hem de uygulamalardaki başarılarıyla ünlü Boy Scout of America’sı da tarihe karıştı. Yeni ismi “Scouting America”.
Dediğimiz gibi, GILWELL TÜRKİYE olarak en başta gözümüzü dünyaya çevirdik. Dünya’da İzcilik açısından neler olduğunu anlamaya çalıştık.
Çevirdiklerimiz ve okuduklarımız ışığında kafa kafaya verdik, Türkiye’de İzciliğin nasıl yapılması gerektiğine dair düşünceler geliştirdik, bunları uygulamaya koyduk.
YILLAR SONRA İLK 3 TAHTA KURSU
Dağarcığımızda biriken çağdaş bilgilerin ışığında, yepyeni bir ruhla 3 Tahta kursu açtık. Buradan Türkiye İzciliği’nin geleceğini kurmaya aday, yepyeni Gilwelli İzciler yetişmesini sağladık.
Şimdi onların bir kısmı GILWELL TÜRKİYE’de görev yapıyor!
Bir başka deyişle, artık alanda GILWELL TÜRKİYE’nin eğitiminden geçmiş 3 Tahtalı Eğitimci Liderler çalışıyor.
3 Tahta Kursu’yla yetinmedik, çok sayıda seminerle 4, 3, 2 Tahtalı liderlerin bilgi dağarcıklarının zenginleşmesini sağlamaya çalıştık.
Bütün bu faaliyetlerimiz önümüzdeki dönemde de sürecek.
GILWELL AKADEMİ’Yİ YENİDEN ORGANİZE ETTİK
GILWELL TÜRKİYE’nin bir alt kuruluşu olan GILWELL AKADEMİ geçtiğimiz dönemde daha çok “bilgi edinme” ve “düşünce üretme” meselelerini kapsama alanına almıştı.
Şimdi bu boyuta “Medya, Sosyal Medya ve İletişim” alanını da dahil etti.
Bir başka deyişle, Akademi’miz bundan böyle “üretim” ve “sunum” alanlarını bir arada yürütecek. Bu yolda konunun uzmanı eğitimci liderlerimiz kolları sıvadılar bile.
“GILWELL AĞI”NIN OLUŞTURULMASI
Gilwell’li liderlerin en büyük eksiği kuşkusuz bir kütüğe sahip olmamalarıydı.
Geçen dönem kısmen başladığımız bu çalışmayı önümüzdeki dönemde güçlendirerek geliştirmek istiyoruz.
Türkiye’de yaşayan Eğitimci Liderler’in birbirleriyle haberleşebilecekleri, görüş alışverişinde bulunabilecekleri, arada bir toplanıp İzcilik üzerine konuşabilecekleri, eğlenebilecekleri, dinlenebilecekleri bir tür “ağ” oluşturmak GILWELL TÜRKİYE’nin başlangıçtaki hedeflerinden biriydi.
Önümüzdeki dönemde, bu hedefe daha fazla önem vereceğiz.
Şimdiden söyleyelim, eğer eğitimci bir liderseniz, bir başka deyişle 2,3,4 Tahta taşıyorsanız, her an telefonunuz çalabilir ve bir İzci dostunuzun “Alo”suyla karşı karşıya kalabilirsiniz.
2 TAHTA KURSU İÇİN HAZIRLIKLARIMIZ SÜRÜYOR
Bilindiği gibi, 2 Tahta’lı lider aynı zamanda İleri Oymakbaşı (Ocakbaşı, Kümebaşı) demek.
GILWELL TÜRKİYE’nin en büyük arzularından biri, alanda Oymakbaşı, Ocakbaşı ve Kümebaşı olarak görev yapan liderlerimize “eğitimci lider” formasyonu kazandırmak ve onların, İzcilerine daha iyi liderlik yapmalarını sağlamak.
Bu, aynı zamanda, açılacak 2 ve 3 Tahta eğitimlerinde de Yardımcı Eğitimci Lider havuzunu geliştirmek anlamına geliyor.
Yeri gelmişken söyleyelim:
GILWELL TÜRKİYE, Türkiye’nin yegâne İzcilik İhtisas Kuruluşu. Bu anlamda, ayrımsız, bütün İzcilerin ortaklaşa sahip oldukları bir kurum.
Herhangi bir İzcilik kuruluşuna bağlı olmaksızın, sadece eğitim alanında faaliyet gösteren GILWELL TÜRKİYE’nin işi İzci ve İzci Lideri yetiştirmek değil. İzciliğe dair en yeni bilgi kaynaklarını oluşturmak ve Eğitimci İzci Lideri’nin yetişmesine ön ayak olmak.
Bu anlamda, GILWELL TÜRKİYE her türlü İzcilik Derneği’ne, Federasyonu’na kayıtlı ya da hiçbir şemsiye organizasyona bağlı olmadan çalışmalarını sürdüren bütün İzci Liderleri için, bir başvuru kurumu.
DIGITAL DÜNYA’DA GILWELL TÜRKİYE
Kurulduğu günden bu yana, digital teknolojileri verimli bir şekilde kullanmayı hedefleyen GILWELL TÜRKİYE, artık aşinası oluğunuz www.gilwellturkiye.net adresinden yayın yapmayı sürdürüyor.
Kurumumuza Instagram, Facebook ve Twitter üzerinden de rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
En iyi İzcilik dileklerimizle.
GILWELL TÜRKİYE

6 AY RAPORU
G İ R İ Ş
Aşağıda 6 aylık dönem raporunu bulacaksınız. Ama öncesi var:
-
BAŞLARKEN NE DÜŞÜNDÜĞÜMÜZÜ,
-
6 AY BOYUNCA NE YAPTIĞIMIZI,
-
GELECEKTE NE YAPMAMIZ GEREKTİĞİNİ
gözler önüne sermeye çalışacak dönem raporumuza geçmeden önce, İzciliğin son yirmi yılıyla ilgili birkaç saptamada bulunmak istiyoruz. Bunu yapmazsak, Gilwell Türkiye’nin bir sivil toplum örgütü olarak kendi kendisini görevlendirme serüveninin ve son altı aydır gerçekleştirdiği faaliyetlerin yeterince anlaşılır olmayacağı kanaatindeyiz.
SİYASET ELİNİ İZCİLİKTEN ÇEKMEZSE
Hepinizin bildiği gibi, Türkiye’de siyasal iktidarlar, ülkeyi yönetmenin yansıra, tarih boyunca topluma form vermeye de çalıştılar.
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş yılları için makul hatta zorunluluk olacağını kabul edebileceğimiz bu davranış, ne yazık ki bu dönemin olağanüstü koşulları bittikten sonra da sürdü. Demokrasinin bütün yönleriyle çalışıyor olduğu zamanlarda bile, siyasal iktidarlar toplumu kendi düşünceleri yolunda belirlemek için çok aşırı çaba gösterdiler. Bunun nedeni belli: Türkiye’de özellikle bazı kesimler, herkes kendisi gibi düşünsün, davransın istemektedir. Aslında bunun nedeni de belli: Farklı düşüncelere tahammül edemiyor, standart, tek tip bir toplum modelini tüm topluma dikte etmeye çalışıyorlar.
Oysa hepinizin takdir edeceği gibi, özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada demokrasi rüzgarları esmeye başladı.
Az önce sözünü ettiğimiz, Türkiye’ye ve geri bıraktırılmış başka birkaç ülkeye özgü baskıcı, tarif edici, zorlayıcı yönetimler, paydaşı olduğumuz İzcilik içinde de bütün zamanlarda geçerli oldu. Her yeni siyasal iktidarla birlikte değişen İzcilik bürokrasisi, İzciliği kendi amaçları doğrultusunda, bir tür arka bahçe mantığıyla belirlemeye çalıştı.
Oysa 80”li yıllara kadar dünya çapında İzciliğin tek belirleyicisi olan WOSM İzciliğin devletten çok sivil toplum kuruluşu olması gerektiğini 60’lı yıllardan itibaren görmüştü. Önce İzcilik kurucu ülke olan İngiltere’nin güdümünden kurtarıldı, sonra Avrupa’nın belirleyiciliğini aştı.
Kendi içinde bu önemli değişikliğini gerçekleştiren WOSM çok geçmeden başta Türkiye olmak üzere, İzciliğini sivilleştirmemiş ülkeleri uyarmaya koyuldu. Türkiye’nin vakit kaybetmeden sivil toplum örgütü olarak organize olunmasının önemine dikkat çekti. Elli yıldan fazladır, başta WOSM olmak üzere özellikle Avrupa’daki tek tek İzcilik organizasyonları kendilerini devlet bürokrasisinin dışına çıkartmayı başarmış bulunuyorlar.
Türkiye İzciliği’ne yön veren liderlerne yazık ki batılı liderler kadar dirayetli, istekli olmadılar. Devletin şemsiyesi altında güneşlenmek işlerine geldiği için mi, dünyayı iyi okuyamadıkları için mi yoksa zaten kendileri de bürokrat olduklarından mı tam olarak söyleyebilmek mümkün değil ama ne yazık ki gerekli hamleler, gerektiği biçimde yapılamadı, yapılmadı.
VE GELİNDİ SON YİRMİ YILA
-
Millî Eğitim Bakanlığı
Türkiye geçtiğimiz yirmi yıl süre zarfında, az önce sözünü ettiğimiz türde belirlemelerin en yoğununa tanık oldu.
O kadar ki, Millî Eğitim Bakanlığı’nda İzcilik kaldırıldı. Bu karar, çocuk ve genç olmadan İzcilik yapılamayacağı bilinse de alındı! Dönemin muktedirleri, bir informal eğitim kurumu olan İzciliğin eğitim sistemi olarak öğrencilerle buluşmasını uygun görmediler. Yerine ne tür faaliyetleri koyduklarını hepimiz gayet iyi biliyoruz.
Acaba, böyle davranmalarının bir nedeni de İzciliğin din, mezhep, dil, ırk, cinsiyet gibi farklılıklara ayrımcılık yapmadan yaklaşması olabilir mi? Ya da “oba sistemi” adını verdiğimiz sistemin demokrasiyi içinde en çok barındıran sistem olması mıydı Milli Eğitim’i yönetenleri rahatsız eden? Veya istenen iyi yetişmiş İzci Liderleri’nin Milli Eğitim Sistemi içinde söz sahibi olmalarının önü mü kesilmek istendi?
Bu soruların sayısını artırabiliriz. Her defasında varacağımız sonuç, son yirmi yıldır Milli Eğitim Sistemi’ni ve ülkeyi yönetenlerin, İzciliği sevmemiş, makbul ve makul bir gençlik hareketi olarak görmemiş olmalarında aranmalıdır.
Öyle ya İzcilik biat eden değil, araştıran, soruşturan, yeni ufuklar keşfetmeye çalışan evrensel bir gençlik hareketidir.
-
Gençlik ve Spor Bakanlığı
Gençlik ve Spor Bakanlığı’nda yapılan ise İzciliği mümkün olabilecek en az İzciyle sınırlayıp, var olanı da amacından, hedefinden saptırmak oldu. Bu nedenle Türkiye’de İzcilik, dünyada uygulananla hiçbir benzerliği olmayan ne kuş ne deve bir “etkinlik” halini aldı.
Türkiye İzcilik Federasyonu, yıllardır kaç İzci ve liderle İzcilik yapıyor olduğunun hesabını şeffaf bir biçimde vermekten özenle kaçınıyorsa, bunun bir nedeni var demektir. WOSM’a Türkiye’de kaç İzci çalıştığını söylemektedirler, federasyona maddi imkân sağlayan Gençlik ve Spor Bakanlığı’na bu rakam kaç olarak telaffuz edilmektedir bilinmez.
Yıllardır İzclik yapan, İzciliği gözleyen İzci Liderleri olarak, en iyi ihtimalle bile, bugün TİF’in İzci sayısının sağdan say 5 bin, soldan say 5 bini bulmayacağını iddia ederek söylüyoruz.
En hafif ifadeyle söylenecek bile olursa, TİF üzerine aldığı görevi layıkıyla yerine getirmiş, 110 yıllık Türkiye İzciliğini yerle yeksan etmiştir.
Değerli İzci Liderleri,
Şu hesabı hepimiz yapmalı ve asla unutmamalıyız: Bugün 54 milyon İzciye ulaşmış olan Dünya İzcilik Hareketi’nin gelişmiş ülkelerden beklentisi, her 200 yurttaşa mukabil 1 İzci, oranını tutturmaktır. Bu da Türkiye’de en azından 425.000 nitelikli İzciye ve nereden baksanız en azından 20.000 lidere ulaşılmasını gerektirmektedir.
BİR FELSEFİ HAREKET OLARAK İZCİLİK
Hepimiz, geçen 115 yıl içinde İzciliğin ne çok geliştiğini, geldiği felsefi ve pratik noktada tek tek çocuk ve gençlere ve toplumlara sağladığı pozitif etkiyi biliyor, fark ediyoruz.
Mensubu olmaktan gurur duyduğumuz bu önemli gençlik hareketi, zaman içinde değerlerini gençleştirdi, düşüncelerini berraklaştırdı ve tüm dünyada gençleri ayrıştırmayan, ötekileştirmeyen, birleştirici, mensuplarını demokratik değerlerle yoğuran bir eğitim sistemi halini aldı. Dünya İzciliği bugün, ortak amaçlar, hedefler, değerler doğrultusunda içinde yaşadığımız planet için kalibresi yüksek, iyi yurttaşlar vermeyi sürdürüyor.
Ne yazık ki Türkiye’nin karar vericileri, birçok konuyu olduğu gibi bu konuyu da anlamadılar ya da bilerek ve isteyerek anlamından saptırdılar.
Öte yandan ne Türkiye “nereye çekersen oraya gidecek” türden bir ülke ne de Türkiye İzciliği.
Yurttaşlık bilinci açısından hafife alınmaması gereken bir ülkede yaşıyor olmaktan onur duyuyoruz. İzcilik özelindeyse, iyi yurttaş olma düşünce ve davranışın en üst düzeyde tezahür ettiğini, sanıyoruz söylememiz bile gerekmez.
“Biz yaparız olur!” gibi yaklaşımlar, oturmamış, belli bir felsefi bakışa sahip olmayan bazı sistemlerde yıkıcı, hatta yok edici etkiler yapabilir. Ne mutlu bize ki, İzcilik onlardan biri değil.
Gelenekleri, görenekleri oturmuş olan İzcilik sistemimiz, yetişmiş insan (Lider) malzemesiyle son yirmi yıldır yapılan yanlışlıkları görmekte gecikmedi ve zamanı geldiğinde bir sivil toplum olarak gidişe müdahale etti. Bir başka deyişle, sivil toplum inisiyatifi olarak davranmayı becerdi.
Bugün Türkiye’de çok sayıda dernek ve federasyonla, sivil toplum örgütleri olarak gerçek anlamda İzcilik yapılabiliyor olmamızın nedeni tam olarak budur.
G I L W E L L ’ E D O Ğ R U
NASIL OLDU DA OLDU?
Geçen yirmi yıl boyunca, gerçek İzciler olarak siyasal iktidara ve İzciliğin uygulayıcılarına dilimiz döndüğünce yaptıklarının doğru olmadığını anlattık. Sonuç almanın imkânsız olduğunu hissettiğimizde ise harekete geçtik.
Bu yönden baktığımızda, İzciliği amacından saptıranların tümüne bir teşekkür borçlu olduğumuzu söylememiz gerekiyor.
“Kötü ev sahibi kiracıyı ev sahibi yapar” misali, bugünün muktedirlerinin bütün yok etme çabasına karşın, gerçek İzciler Türkiye sathında, sivil toplum örgütleri çatısı altında organize olmayı başardılar.
Bugün iftiharla söylüyoruz ki, çok sayıda dernek ve federasyonla varlığını sürdürmeyi beceren Türkiye İzciliği gelecek dönemde Milli Eğitim ve Gençlik ve Spor bakanlıklarının İzciliklerinin yeniden kurulmasına önderlik edebilecek, know how aktarabilecek yetkinlik seviyesini yakalamış durumdadır.
Gilwell Türkiye’yi kurmamızın önemli nedenlerinden biri de budur!
Bir ihtisas kuruluşu, “eğitici liderler”in buluşma noktası, gelenekleri ve görenekleri muhafaza etme, dünyadaki gelişmeleri takip etme odağı olarak Gilwell Türkiye 1954, geleceğin Türkiye’sinin İzciliğini inşa etmek üzere, kollarını azimle sıvamış bulunmaktadır.
KURULUŞ KARARI
Başta da söylediğimiz gibi, İzcilik başı sonu olan bir felsefi sistem. Amaç, çocuk ve gençlerin “doğada yaşayarak, yaparak” kendilerine güvenen, şahsiyet ve becerileri gelişmiş bireyler olarak topluma kazandırılmaları.
Ama bunun öncesi var! Tam ve mükemmel İzcilerin yetişmesine ön ayak olmadan önce, yüksek kalibrede lider adaylarını bulmalı, onları çeşitli aşamalarda eğitmelisiniz.
Asistan Lider eğitimleriyle başlayan ve İleri Lider eğitimleriyle devam eden çalışmalar sonuçlarını kısa sürede verecek, İzciliğe yeni katılan istikrarlı ve yetenekli bu liderler, İzciliğin ruhunun arayışına geçeceklerdir.
Bu da onlara Gilwelli olmanın kapısını aralamayı sağlamayı gerektirecektir!
Alanda başarıyla görev yapan, görevde yeterlilik seviyesine ulaşan Oymak Başı, Ocak Başı ve Başkurtlar zamanı gelince 2 Tahta için başvuracak, ardından 3 Tahta eğitimlerini görecek, zaman içinde 4 Tahta seminerlerine katılma hakkı edineceklerdir.
Bu sayede çocuk ve genç eğitimine stratejik bakabilen yeni liderler görev başı yapmış olacak, İzcilik sistemi her yeni liderle birlikte kendini yeniden üretebilecek hale gelmiş olacaktır.
Yirmi yıl öncesine kadar Millî Eğitim Bakanlığı ve Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın ilgili birimlerinde başarıyla gerçekleşen sözünü ettiğimiz bu çalışmalar, geçen yirmi yıl süreyle malum nedenlerle görmezden gelindi. Bu önemli değerler sistemi çöp muamelesi gördü ve sözünü ettiğimiz eğitimleri görenler “niteliksiz eleman” gibi kapının önüne konuldu.
İzciliğin felsefi duruşunu ve pratikteki uygulamalarını kendi dünya görüşüne uygun bulmayan Milli Eğitim ve Gençlik Spor bürokratları, böyle davranmaları halindeTürkiye İzciliği’nin dünyadaki gelişmeleri izlemeyi bir kenara bırakacağını zannettiler.
Tabiatıyla öyle olmadı!
Gerçek İzciler, İzcilik sevdalarından asla vazgeçmediler. Çünkü, Türkiye İzciliği 110 yılı aşkın mazisiyle, birkaç balta darbesine teslim olmayacak kadar dev bir çınardır.
Baştan itibaren saydığımız nedenlerle, kendisini Türkiye İzciliği’nin gidişatından sorumlu tutan, önceden Gilwell Eğitimi görmüş bir gurup İzci lideri bir araya geldi ve Gilwell Derneği’ni kurmaya karar verdi.
P R A T İ K O L A R A K G I L W E L L T Ü R K İ Y E
İLK HAMLELER
Tabiatıyla bu kuruluş anının da bir öncesi ve bir sonrası var:
-
Öncesi
Gilwell Eğitim Sistemi, Türkiye topraklarına ayağı basacak şekilde yeniden ele alındı: GILWELL EL KİTABI yazıldı. Beraberinde İZCİLİK STRATEJİ BELGESİ- AMAÇ, HEDEF, EYLEM broşürü kaleme alındı.
Hatırlanacağı üzere, GILWELL EL KİTABI ve İZCİLİK STRATEJİ BELGESİ şu anda yetmiş civarında katılımcıya ulaşan Gilwell Türkiye Whatsup platformunda tartışmaya açıldı. Günler, geceler boyu süren verimli tartışmalar sonucunda, yayınlanabilir hale geldiler.
GILWELL EL KİTABI sadece derneğe kaydolan üyelere açık bir tür manuel olmak üzere çoğaltıldı.
İZCİLİK STRATEJİ BELGESİ ise süratle hazırlanan www.gilwellturkiye.net isimli web sitesinde yayınlandı.
Gilwell Yönetim Kurulu’nun önüne koyduğu önemli işlerden biri de web sitesiyle sosyal medya platformları üzerinden önceden 2, 3, 4 Tahtalı liderlere ulaşmak oldu. Kısa sürede oluşturulan son derece profesyonel web sitesini, İnstagram ve Facebook platformları izledi. Böylelikle, İzcilik kamuoyuyla yoğun bir biçimde etkileşime geçildi.
-
Sonrası
21 üyeyle kurulan, kurulur kurulmaz patent alıp tescil edilen, bir başka deyişle “trade mark” halini alan Gilwell Türkiye, ilk iş olarak bir KURULUŞ BİLDİRGESİ hazırladı ve İzcilik camiasıyla paylaştı. Bildirgemiz son derece önemli ve değerli geri dönüşler aldı, ilgiyle karşılandı.
Ayrıca derhal GILWELLİ LİDERLER BULUŞMASI gerçekleştirildi. Yüksek katılımla gerçekleşen bu etkinlikte Tahta İşaret sahibi liderlere planlar, projeler anlatıldı, beklentilerinin ve önerilerinin neler olduğu soruldu. Onların da öneri ve beklentileriyle Gilwell Türkiye’nin rotasında ince ayarlar yapıldı.
Bu yıl gerçekleşen ve Dünya İzciliğinin alameti farikalarından biri sayılan DÜŞÜNCE GÜNÜ ETKİNLİĞİ’ne GILWELL TÜRKİYE olarak ev sahipliği yapıldı. Üç federasyonun başkanlarının konuşmacı olarak aynı platformda buluşmaları sağlandı.
Gilwell Türkiye’ye dair ilginin oluşmasında hazırlanan bir dizi konferansların etkili olduğunu da burada söylemeliyiz. Gilwell Türkiye Yönetim Kurulu ve 4 Tahta Takımı, altı ay gibi kısa bir süre içinde üç konferans hazırlanmasına ve sunulmasına ön ayak oldu.
Konferanslar:
-
Derya Şerif Yarkın: Deniz İzciliği
-
Hüseyin Çoban-Serkan Fitilcan: İzcilikte Büyüme
-
Hakan Acer: İzcilikte Değerler
Son iki konferans Gilwell Eğitim Sistemi’nin beş önemli maddesinden ikisidir. Önümüzdeki Eylül ayından itibaren öteki önemli üç maddeyle (Bağlılık, Önderlik, Gelişim) ilgili konferanslar sunulacak, ayrıca Deniz İzciliği örneğinde olduğu gibi İzciliği ilgilendiren öteki konularda da çalışmalar yapılacaktır.
GILWELL KÜTÜK
İzciliğin, özellikle de Gilwell Eğitim Sistemi’nin en önemli özelliklerinden biri kayıt sisteminin olmasıdır.
Bu konuda ne yazık ki İzcilikle geçen 110 yılımızın ve Gilwell’le geçen 68 yılımızın layıkıyla kayıt altına alındığı söylenemez.
Gilwell Türkiye olarak Gilwell Kütük uygulamasıyla Türkiye’deki Gilwellileri geçmişe ve geleceğe dönük olarak kayıt altına almaya başladık.
GILWELL AKADEMİ
Yüz küsur yıllık bir geçmişe sahip olan Gilwell Eğitim Sistemi kuşkusuz ciddiyetle ele alınmayı, geliştirilmeyi hak ediyor.
Gilwell Türkiye bu nedenle GILWELL AKADEMİ’yi hayata geçirmeye karar verdi. 2, 3, 4 Tahta Takımları olarak organize olan GILWELL AKADEMİ altı aya yakın bir zamandır çalışmalarını sürdürüyor.
Ayrıca Deniz İzciliği Komisyonumuz çalışmalarına başladı, ürünlerini verdi, pilot uygulamalara başlamak için geriye doğru gün sayıyor.
Tahta İşaret Eğitimleri üzerine çalışan her bir takım, kendi seviyesiyle ilgili, Türkiye’de zaman içinde kullanılmış ne kadar ders notu varsa topluyor, yurt dışında aynı dönemlerde kullanılan kitapları ve ders notlarını bir araya getiriyor, karşılaştırıyor. Eskimiş olan belgeler arşivleniyor. Değişik coğrafyalardaki yeni belge ve bilgiler gözden geçiriliyor, Türkiye için en uygun müfredatlar hazırlanıyor.
Gilwell Akademi çalışmalarını alana aktarmak için geriye doğru sayıma geçmiş vaziyette. Alanda yapacağı ilk görev, bu yılın ağustos ayında 3 Tahta Kursu olacak. Önümüzdeki yıl da 2 Tahta kursu verilecek.
Bu arada hemen söyleyelim ki, GILWELL EL KİTABI’mıza ek olarak bir de GILWELL AKADEMİ EĞİTİM YÖNETMELİĞİ hazırlamış ve el kitabımızın içine yerleştirmiş bulunuyoruz.
BLOG
Gilwell Türkiye’nin internet sitesinin altında çalışan Blog da sadece Gilwelli değil bütün İzci Liderlerine açık. Bu bölümü özellikle önemsiyoruz. İzci Liderlerinin, bu bölüm vasıtasıyla deneyim, bilgi, belge aktarımında bulunmalarının, paylaşmanın geliştirici olması anlamında, zaman içinde önemli bir işlev göreceğini tahmin ediyoruz.
S O N S Ö Z O L A R A K
Değerli İzci Liderleri,
Gilwell geleneği 1954 yılından bu yana Türkiye topraklarında nefes alıyor.
Son yirmi yıldır aldığı ağır darbeye karşın ayakta durmayı ve üretmeyi becermesi bile, sistem ile sisteme gönül verenlere güvenmemiz gerektiğinin bir işareti olarak kabul edilmeli.
İzciliğin ruhu anlamına gelen Gilwell Eğitim Sistemi için önümüzdeki dönemlerde çok daha fazla çaba sarf etmemiz gerektiğinin bilincindeyiz. Çünkü, hepimiz biliyoruz ki güzel ülkemiz ve beraberinde gönül verdiğimiz İzciliğimiz önümüzdeki dönemde küllerinden yeniden doğacak.
Ülkemizin ve İzciliğimizin aydınlık ufuklara doğru yeniden koşmaya başlayacağını iliklerimizde, kemiklerimizde hissediyoruz.
Gilwell Türkiye, (kuşkusuz bütün öteki İzcilik bileşenleriyle birlikte), önüne koyduğu 450 bin İzci ve 20 bin İzci Liderinin eğitim ihtiyacını karşılama sorumluluğunun farkında, bilincinde.
Bu ağır sorumluluğun üstesinden gelmek için, evet YOLLAR UZUN, DİKENLİ VE TAŞLI.
Ama biz de İzciyiz. Üstelik Gilwelli’yiz.
Gilwell Yönetim Kurulu olarak, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyoruz.


